Deneme
Kimse sana senin kadar bakmıyor
Bir toplantıda söylediğin yanlış kelimeyi günlerce düşünüyorsun. Odadaki diğer insanların çoğu, o kelimeyi duyduğunu bile hatırlamıyor.
Bir toplantıda bir kelimeyi yanlış söylediğini düşün. Ya da bir sohbette espri yapmaya çalışıp kimsenin gülmediği o kısa sessizliği. Eve dönerken aklında hep o an var. Ertesi gün de var. Belki bir hafta sonra, uyumaya çalışırken yine geliyor.
Psikologların bunun için bir adı var: spot ışığı etkisi. Kendimizi bir sahnenin ortasında, üzerimize tutulmuş bir ışığın altında sanıyoruz. Herkesin bizi izlediğini, her hatamızı fark edip aklında tuttuğunu düşünüyoruz.
Utanç verici tişört
Cornell Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada öğrencilerden, üzerinde pek de havalı sayılmayan bir şarkıcının yüzü basılı tişörtü giyip bir sınıfa girmeleri istenmiş. Sonra kendilerine sorulmuş: Sence sınıftakilerin kaçı tişörtünü fark etti? Öğrenciler yaklaşık yarısının fark ettiğini tahmin etmiş. Gerçekte fark edenler bunun yarısı kadarmış.
Yani en utanç verici olduğunu düşündüğümüz an bile, başkalarının dünyasında sandığımızın yarısı kadar yer kaplıyor. Çünkü odadaki herkes, tıpkı bizim gibi, kendi ışığının altında duruyor. Herkes kendi yanlış kelimesini, kendi düşen esprisini, kendi tişörtünü düşünüyor.
Bu bir hafiflik
İlk duyduğumda bu bilgi bana biraz kırıcı gelmişti. Demek ki kimse beni o kadar önemsemiyor, diye düşünmüştüm. Sonra bunun aslında ne büyük bir özgürlük olduğunu fark ettim.
Yeni bir şey denemekten çekindiğimiz anları düşün. Bir derse yazılmak, bir videoda konuşmak, bir fikri yüksek sesle söylemek. Bizi durduran şey çoğu zaman başarısız olmak değil, başarısız olurken izlenmek. Oysa izleyenlerin sandığımızdan çok daha az olduğunu bilmek, o yükün büyük kısmını omzumuzdan alıyor.
Artık bir hatayı kafamda büyütmeye başladığımda kendime şunu hatırlatıyorum: Bu an benim için bir film sahnesi ama onlar için bir saniyelik bir kare. Onlar şu an muhtemelen kendi filmlerini düşünüyor. Bu düşünce beni küçültmüyor, rahatlatıyor. Herkesin sana senin kadar bakmadığı bir dünyada, kendin olmak düşündüğünden çok daha az cesaret istiyor.